EDİP CANSEVER VE FERİDUN AKSIN’LA (28 Mayıs, günlerden Edip Cansever)

BEBEK

ARSLAN’LARIN EVİ, PARİS

yuksel+roland+ömer+seliYÜKSEL, TOPOR, SELİ, ÖMER, JACQUES VALLET

foto:VK

YÜKSEL ARSLAN VE ÖMER, İSTANBUL

omer ve yuksel

LYDİE ARSLAN VE YÜKSEL ARSLAN’IN EVİNDE, PARİS

yuksel+lidiÖmer, Jacques Vallet, Lydie Arslan

foto: VK

PARİS, LA PALETTE

YÜKSEL ARSLAN, FERİDUN AKSIN VE DEMİR ÖZLÜ’YLE

foto: Vivet K.

2017 28 Ocak, John Berger’in yazısıyla anıyorum

johnberger1

John Berger yazısı, devam

j.berger2

John Berger yazısı, son

j.berger3

metrolarımız. Berlin

metrolarımızberlin

30 Ağustos 2016, iyi ki doğdun Ömer

chelsea otel

 

 

 

Chelsea Hotel, New York, 1999, foto:VK

karşıdaki binanın bir dairesinde bazı geceler hayaletlerin gezindiği Amerikan Komünist Partisi…

ve bir başka katta, YMCA!

TORTURE, 2002

“Although of tactile means, I find a curious resemblance structuraly between Uluç’s sculpture and some of Bruce Nauman’s work, the latter’s having a different cultural code that, nonetheless, connects on some universal level. I refer specially to Uluç’s most recent sculptural assemblages, entitled ‘Torture’ and ‘Bits and Pieces-Cosmos’ both from 2002. As with Nauman’s ‘cast head pieces’. I trust Uluç’s sense of intuition, the indirectness that gives a clear indication of human atrocity. “As one’s eyes adjust this indelible fragmentation, their parts in relation to the whole, a postmodern allegory begins to entice the viewer. One may enter into a delirium..””…of being haunted by memories, lost in conflation of language at any earlier moment in our existence.” Robert. C. Morgantorture3

savas planları, 2008-2009/ war plans

savas planlarisavas planları361“parçalanmanın kimyası, sağ el sol el desenleri” kitabından YKY

Contemporary/Çağdaşlık

beylerbeyi vivet foto portre

 

 

“This is contemporary, in fact energy. Otherwise what does it mean? Time flows very fast, so do we really have a chance to experience contemporaneity? We were contemporary yesterday, we are contemporary today, and we will be contemporary tomorrow. Or is it only the dead who are not contemporary?”

“İşte bu bir çağdaşlık, gerçekte bir enerji. Yoksa Çağdaşlık ne demek? Zaman o kadar hızlı ki, çağdaş olmayı gerçekten duymaya imkân var mı? Yani biz dün çağdaştık, bugün de çağdaşız ve yarın da çağdaş olacağız. Yalnızca ölüler midir çağdaş olmayan?”

To and Fro in the Space in Between/ Aralıkta Gidip-Gelmeler, YKY

 

Beylerbeyi Cinleri sergisi, 2009

fotoVK

arifdamarkapak2

arifdamarkapak1

resmin tarihi: 1968, painting from 1968

 

 

Theory of “in-between”

“The West is more western, the East more eastern, and there are those like us “in-between”. The movements of human societies now are like centipedes or reptiles; they walk slowly but cover long distances. We are among them, so we cannot see these distances. But we feel that time is advancing everywhere, inside us. Centipedes and octopuses. This is a source of fear, and a nightmare. Those nightmares have eyes, they open and close their mouths; but we don’t hear what they say. There can only be assumptions we can consider as an art itself.”

Aralıklar teorisi

Batı, daha da Batı, Doğu, daha da Doğu ve bizim gibi aralıktakiler… Bugünkü insan topluluklarının hareketleri, yürüyen kırkayaklar, sürüngenler gibi; yavaşlar, mesafe alıyorlar. Biz de onların arasındayız, bu mesafeleri göremeyiz. Ancak duyuyoruz, zaman yürüyor her yerde, içimizde. Kırkayak ve ahtapot… Bu bir korku kaynağı, bir kâbus. Kâbusların sözleri vardır, ağızlarını açıp kapatırlar ve ama ne dedikleri anlaşılmaz. Ancak tahminler olabilir. Bunun bir sanatı olur mu?”

Ömer Uluç, Aralıkta Gidip-Gelmeler/ To and Fro in the Space in Between, YKY, page 33

ARİF DAMAR şiiri, 30 Ocak 2010, BEBEK CAMİİ

arif damar_kucuk

GENÇ KIZ VE LÔDOS

Çevre ıssız
Genç kız yolunda yürür giderken
Gerisin geri döndü apansız
Durmadan
Ama hiç durmadan
Arkasından itekleyen
Şiddetli lôdosa karşı dikildi
Çekilen bir beyaz yelken gibi
Lôdos
Şiddetle okşadı kızın memelerini
Hoyrat bir delikanlı okşarsa nasıl
Bir bilseniz
Öyle mutlu oldu ki şiirimde salınan kız
İsteksizce
Döndü yürüdü gitti
Lôdosa gelince
Çıldırdı yerinde duramadı
Gideni geri döndürmek için
Uğuldadı gürledi ardı sıra
O uzaktaki köşeyi dönene dek
Daha
Daha da şiddetlenerek

Arif Damar

Ocak / 2010

 

 

HUBBLE

“Bu düşüncelere genel rölativite kuramı ile belirsizlik kuramı, parçacıklar fiziği, onların getirdiği kavram ve buluşlar da girdiğinde, ‘bütünsellik’ düşüncesinin gerçeği karşılamayan bir ideoloji, neredeyse siyasi bir organizasyon tasarımı olduğu çıkıyor ortaya. Biz sanatçılar Stephen Hawking ile beraber bilmeliyiz ki, ‘Uçtan uca yaklaşık yüz bin ışık yılı uzunluğunda ve yavaş yavaş dönen bir yıldız kümesinin içinde yaşamaktayız; sarmal kollarındaki yıldızlar, kümenin özeği etrafında birkaç yüz milyon yılda ancak bir kez dönerler. Bizim güneşimiz sarmal kollardan bir tanesinin iç kenarına yakın, sıradan, orta büyüklükte, sarı renkte bir yıldızdır.’ Sanat yapmak için yeterli bir tarif değil mi? Ben kendime göre uzayın Ulysses’i olarak gördüğüm, galiba tarihin en uzun uzay yolculuğunu yapmakta olan Hubble’ı büyük beklentilerle izlemiştim, o olağanüstü aynaları yenilenmişti ve şimdi de beklemekteyim, bakalım ne gönderecek diye.”                                                                                                                                                      

                                                                                                                                                                                Ömer Uluç, “heves kuşu durmaz döner” kitabı, sayfa 24, YKY, 2005

 

When the theories of general relativity and the uncertainty principle, particle physics, ans the concepts and discoveries that they bring are as present as they are today, an ideology that does not correspond to reality, the idea of ‘totality’ appears almost as a blueprint for a political organisation. We artists, together with Stephen Hawking, must recognize that we live in a slowly turning galaxy of stars that is approximately a hundred thousand light-years from end to end; that stars in its spiralling arms only revolve around the center of the galaxy once in several hundred million years; and that our sun is an ordinary medium-sized yellow star near the inner edge of one of these spiralling arms.”  That is a sufficient description to produce art, isnt’t it?  For myself, I watched Hubble, which I saw as the Ulysses of space, making the longest space journey of history, with great expectations. Those extraordinary mirrors have been renewed; and now I am curious about what it will send.

                                                                                                                                              Ömer Uluç, “bird of desire circles without end”, page 25, YKY, 2005

higgs bozonu

2009’da HIGGS BOZONUNU BEKLERKEN

Higgs bozonu CERN’de 2012’de “zaptedilecek”.

 

İYİ Kİ DOĞDUN VE UMUT BURUNLARINDA DOLAŞTIN

kitap-kapak

30 AĞUSTOS