VAPURLARIN SEYRİ, DENİZ CİNİ, 2007

karakoy

GRAND SEA DEVİL, 2007. 465x220cm

Karaköy İskelesi

foto: V.K.

PARİS

parisfotoibo

foto: İbrahim Öğretmen

BİR YAZ GÜNÜ/SUMMER DAY

foto: Dağhan Özil

AJANDA 2008

VAPURLARIN SEYRİ, 2007

foto:VK

arifdamarkapak2

arifdamarkapak1

resmin tarihi: 1968, painting from 1968

 

 

Theory of “in-between”

“The West is more western, the East more eastern, and there are those like us “in-between”. The movements of human societies now are like centipedes or reptiles; they walk slowly but cover long distances. We are among them, so we cannot see these distances. But we feel that time is advancing everywhere, inside us. Centipedes and octopuses. This is a source of fear, and a nightmare. Those nightmares have eyes, they open and close their mouths; but we don’t hear what they say. There can only be assumptions we can consider as an art itself.”

Aralıklar teorisi

Batı, daha da Batı, Doğu, daha da Doğu ve bizim gibi aralıktakiler… Bugünkü insan topluluklarının hareketleri, yürüyen kırkayaklar, sürüngenler gibi; yavaşlar, mesafe alıyorlar. Biz de onların arasındayız, bu mesafeleri göremeyiz. Ancak duyuyoruz, zaman yürüyor her yerde, içimizde. Kırkayak ve ahtapot… Bu bir korku kaynağı, bir kâbus. Kâbusların sözleri vardır, ağızlarını açıp kapatırlar ve ama ne dedikleri anlaşılmaz. Ancak tahminler olabilir. Bunun bir sanatı olur mu?”

Ömer Uluç, Aralıkta Gidip-Gelmeler/ To and Fro in the Space in Between, YKY, page 33

SELFİE YAPMIŞIZ, PARİS

selfie yapmısız

ARİF DAMAR şiiri, 30 Ocak 2010, BEBEK CAMİİ

arif damar_kucuk

GENÇ KIZ VE LÔDOS

Çevre ıssız
Genç kız yolunda yürür giderken
Gerisin geri döndü apansız
Durmadan
Ama hiç durmadan
Arkasından itekleyen
Şiddetli lôdosa karşı dikildi
Çekilen bir beyaz yelken gibi
Lôdos
Şiddetle okşadı kızın memelerini
Hoyrat bir delikanlı okşarsa nasıl
Bir bilseniz
Öyle mutlu oldu ki şiirimde salınan kız
İsteksizce
Döndü yürüdü gitti
Lôdosa gelince
Çıldırdı yerinde duramadı
Gideni geri döndürmek için
Uğuldadı gürledi ardı sıra
O uzaktaki köşeyi dönene dek
Daha
Daha da şiddetlenerek

Arif Damar

Ocak / 2010

 

 

*HUBBLE

“Bu düşüncelere genel rölativite kuramı ile belirsizlik kuramı, parçacıklar fiziği, onların getirdiği kavram ve buluşlar da girdiğinde, ‘bütünsellik’ düşüncesinin gerçeği karşılamayan bir ideoloji, neredeyse siyasi bir organizasyon tasarımı olduğu çıkıyor ortaya. Biz sanatçılar Stephen Hawking ile beraber bilmeliyiz ki, ‘Uçtan uca yaklaşık yüz bin ışık yılı uzunluğunda ve yavaş yavaş dönen bir yıldız kümesinin içinde yaşamaktayız; sarmal kollarındaki yıldızlar, kümenin özeği etrafında birkaç yüz milyon yılda ancak bir kez dönerler. Bizim güneşimiz sarmal kollardan bir tanesinin iç kenarına yakın, sıradan, orta büyüklükte, sarı renkte bir yıldızdır.’ Sanat yapmak için yeterli bir tarif değil mi? Ben kendime göre uzayın Ulysses’i olarak gördüğüm, galiba tarihin en uzun uzay yolculuğunu yapmakta olan Hubble’ı büyük beklentilerle izlemiştim, o olağanüstü aynaları yenilenmişti ve şimdi de beklemekteyim, bakalım ne gönderecek diye.”                                                                                                                                                      

                                                                                                                                                                                Ömer Uluç, “heves kuşu durmaz döner” kitabı, sayfa 24, YKY, 2005

 

When the theories of general relativity and the uncertainty principle, particle physics, ans the concepts and discoveries that they bring are as present as they are today, an ideology that does not correspond to reality, the idea of ‘totality’ appears almost as a blueprint for a political organisation. We artists, together with Stephen Hawking, must recognize that we live in a slowly turning galaxy of stars that is approximately a hundred thousand light-years from end to end; that stars in its spiralling arms only revolve around the center of the galaxy once in several hundred million years; and that our sun is an ordinary medium-sized yellow star near the inner edge of one of these spiralling arms.”  That is a sufficient description to produce art, isnt’t it?  For myself, I watched Hubble, which I saw as the Ulysses of space, making the longest space journey of history, with great expectations. Those extraordinary mirrors have been renewed; and now I am curious about what it will send.

                                                                                                                                              Ömer Uluç, “bird of desire circles without end”, page 25, YKY, 2005